Ben,engin denizlerde küçücük bir kayıktım kendi halinde.
Yaşadığım tüm acılara inat,
hala kürek çekmeye çalışıyordum ayakta kalabilmek adına.
Bir çocuk kadar masum olan yüreğimi,
hayatın tüm çirkefliğinden korumaya çalışıyordum.
Sırtımdan aldığım her bıçak darbesi
aslında daha da güçlendiriyordu bu aciz bedenimi.
Ve kimseler bilmiyordu,hayatın tüm kahpeliğine inat,
ayakta daha dik durma çabasında olduğumu.
Çünkü,kendime bir söz vermiştim,yıkılmayacaktım,
elini başının arasına alan üç beşi'nin arasında olmayacaktım hiçbir zaman.
Kendim isteyerek düştüğüm,bu dipsiz kuyulardan,
yine kimsenin yardımı olmadan çıkabilmekti tüm gayem.
Kime ne!Dizlerim kanıyor,yüreğim acıyorsa Kime ne!
Ağlıyorsam hiç yoktan yere.
İstemiyorum kimse silmesin gözyaşlarımı
uzatmasın kirli ellerini masum bedenime.
Öylesine alışmışım ki sancılar içinde uyanmaya,
kalp ağrısına,gözyaşlarına ve hatta yalnızlığa...
Kimseler dolduramaz olmuş yüreğimdeki o boşluğu.
Bir başıma kalsamda koskoca evrende,
tamah etmiyorum yalancı sevdalara,
eyvallah'ım yok herkezin ağzında sakız olan aşk'a.
Çünkü aşk,ölümsüz olmalıdır bence.
Ferhat'la Şirin'in,Kerem ile Aslı'nın,Leyla ile Mecnun'un aşkı gibi,
imkansızlıklara,aşılmaz duvarlara çekilmiş barikat gibi,
ölümü bile göze alarak sevmeli insan.
İşte böyle sevmeli böyle aşk'ına sahip çıkmalı'ki,
aşk o zaman aşk olsun.
Ama kalmadı böyle sevdalar,
bugün'ün Mecnun'u küpeli,
Leyla'sı o kucaktan bu kucağa düşer olmuş.
Sevgiler yalancı dillerde seranat,
seni seviyorum kelimesi,
ağız dolusu boş yüreklerin,anlamsız simgesi olmuş.
Benim yaşayacağım aşk böyle olmamalı,
onu gördüğümde kalbim deli gibi çarpmalı,
duygularımın tercümanı sadece gözlerim olmalı,
ben hiç konuşmasamda,yüreğimden kopup,
gözlerime düşen o pırıltıyı karşımdaki şıp diye anlamalı.
Bir üşüyüp bir terlemeli avuçlarım,
ellerimi tuttuğunda,gönülden gönüle yol bulmalı sözlerim.
ve aşk'ın o tarifsiz kokusu..
benim olmadığım zamanlarda dahi hep burnunda tütmeli,
bir an bile olsa aklından gitmemem için...
Şimdi düşünüyorum,
var mıdır böyle yürekten sevecek,
karşılıksız tüm benliğiyle benim olacak biri diye..?
Bunun cevabını ararken,
engin denizlerde,
küçücük kayığım'ın küreklerini çekerken buluyorum kendimi,
fakat sorumun cevabına ulaşamadan.
Ve anlıyorum'ki benim en sadık sevdam,
yalnızlığım oluvermiş.
Hafiften bir tebessüm ediyorum
ve usulca çay bardağımda'ki rakımı onun şerefine kaldırıyorum havaya...
ve diyorum'ki
Hoşgeldin yalnızlığım sefalar getirdin yaralı yüreğime...